Anasayfa / Balıkcılık / Denizlerin Kralı Orkinos

Denizlerin Kralı Orkinos

Orkinoslar “Denizlerin Kralı”… 2 metreye varan büyüklükleri, 700 kiloyu aşan ağırlıkları var… Ancak nesli tehlike altında. Seferihisar’da açılmak istenen orkinos çiftliği bu yüzden tepki topluyor… Bir zamanlar İstanbul Boğazı’ndan orkinos sürüleri geçerdi… Artık onlardan eser yok…

Eğer orkinos tüketimi böyle devam ederse onun izlerine Akdeniz’de de rastlamak mümkün olamayacak. Özellikle suşi için tüketilen orkinosların aşırı avlanılması yetmiyormuş gibi bir de yumurtlama zamanlarında ve tam da yumurtlama alanlarında av yapılıyor…

Avlandıktan sonra bir kısmı semirmeleri ve yağlanmaları için orkinos çiftliklerine götürülüyorlar… Ve yeterince yağlandıktan sonra “hasat” ediliyorlar… Ancak bu süreç hem orkinoslara hem de denize büyük zarar veriyor… Bu konuda çok uzun zamandır çalışmalar yürüten Greenpeace Akdeniz’den Banu Dökmecibaşı sorularımızı yanıtladı…

Orkinos çiftliklerinin ne zararı var?

Nesli tehlikede olan orkinoslar, vahşi ortamlarında yakalanarak bu çiftliklere, yetiştirilmek için değil, semirtilmek, yağlandırılmak ve sonra da hasat edilmek için getiriliyor.

Orkinoslar, yumurtlama dönemlerinde, üremelerine izin verilmeden, yabani hayatlarından alınıp kafeslere konuyor. Bu kafesler kıyıya çekiliyor ve balıklar çiftliklerde tutuluyor. Burada şişmanlamaları için yapay olarak beslenerek ihraç edilmek üzere öldürülmeye hazırlanıyorlar. Akdeniz’deki orkinos çiftçiliğinin gelişimi ve yayılımı, orkinos balığı için zaten önlem alınmasını gerektiren durumu daha da kötüye götürüyor. Orkinos çiftliği işinin karmaşıklığı, yetersiz düzenlemeler ve orkinosun asıl varış yerine gelmeden önce, çeşitli ülkelerde ticaretinin yapılması gibi faktörlerin tümü; yasadışı işlerini gizleyebilen, kotalar üzerinde oynayabilen ve zaten yok olmanın eşiğinde olan bir türe sistematik olarak zarar veren bir endüstrinin oluşmasına neden oldu.

Türkiye’de avlanan orkinosların yüzde 70-80’i Japonya pazarına ihraç ediliyor. Japonya özellikle suşi talebi nedeniyle yüksek fiyatlarla bu balığı satın alıyor. Söz konusu balığın bir tanesinin değeri 100.000 ABD dolarına varınca, bu türün ne kadar değerli ve sektörün ne kadar açgözlü olduğunu tahmin etmek zor değil. Tek bir şirketin orkinos ihracat geliri 150 milyon dolar seviyesine ulaşabiliyor.

İşletme olarak bakıldığında orkinos çiftliklerinin varlığı bu balığın sürekli avlanmasına bağlıdır, yani avcılığı teşvik etmektedir.

Üretim amaçlı balık çiftliklerinin yarattığı kirlilik riski orkinos çiftliklerinde de vardır. Her ne kadar yılın 6-7 ayında dolu olsa da, tutulan balığın boyutları ve kulllanılan yemin miktarı düşünüldüğünde yaratacağı kirlilik riski azımsanmayacak boyuttadır.

Ayrıca, 1 kg orkinos beslemek için 25 kg balık yem olarak kullanıldığından, tonlarca balık sadece çiftlik orkinoslarını beslemek için vahşi stoklardan avlanır ve dolayısıyla yalnız orkinos stokları değil, yem olarak kullanılan türlerin de stokları azaltılmaktadır.

Orkinos çiftçiliği endüstrisi tam kapasite çalışmayı hedefleyen bir işletme modeline sahip. Bu endüstriye sağlanan sübvansiyonlar, stokların aşırı avlanmasının, yapılan yatırımın ölçeğini karşılamak için zorunluluk haline gelmiş durumda. Yatırımın dönüşünü en yüksek düzeye çıkarmak için, ton balığı endüstrisi, balıkçılık yapan gemiler, römorkörler, soğutmalı vagonlar ve kalan orkinosları aramak ve yakalamak için uçaklardan oluşan bir filo kullanıyor.

Yukarıda anlatılan tüm bu döngünün sonunda, insanoğlunun gıda ihtiyacının suşi ile karşılanmayacağı ortada, ya da amacın yalnızca bu olmadığı…. Orkinos endüstrisinin, lüks tüketim trendini arkasına alarak, gezegeninin geleceğini düşünmeden yaptığı kısa vadeli hesaplarından başka birşey değil; hem de en güzel koyları ve çok değerli bir balık türünü yok etmek pahasına…

Bu konuda ne yapmalı?
Bugün gelinen noktada mavi yüzgeçli orkinosun tüm Akdeniz’de avlanmasının durdurulması ve orkinos çiftlikleri kapasitesinin radikal bir şekilde azaltılması gerekmektedir. Bu önlem en azından orkinos stoklarının iyileştiğine dair bilimsel kanıtlar elde edilene dek. Her halikarda, Kıbrıs Kanalı gibi orkinos yumurtlama alanlarının avlanmaya kapatılması ve koruma alanı ilan edilmesi sürdürülebilirlik açısından şarttır.

Kısaca Greenpeace’in bu konudaki talep ve önerileri;
1- Orkinos çiftliklerinin, bu türün kurtarılması için kapatılması ve avcılığın yasaklanması
2- Sığacık Körfezi’ne ne orkinos çiftliği ne de diğer balık çiftliklerinin kesinlikle kurulmaması. Bu körfezin acilen tamamen koruma altına alınması.

Neden Seferihisar’da olması uygun değil?

Söz konusu orkinos çiftliği, Gazipaşa’da Başaranlar şirketine ait çiftliğin Sığacık Körfezi’ne taşınması projesidir. Sığacık körfezi Ege kıyılarımızda hatta bütün kıyı şeridimizde bakir kalabilen, henüz yıpratılmamış, tahrip edilmemiş nadir körfezlerimizden biri. Ayrıca koruma altındaki pekçok türe ev sahpliği yapan bir deniz yaşamına sahip; poseydon çayırları, Akdeniz foku gibi.
Üstelik şu anda bu körfezi bekleyen tek tehlike orkinos çiftliği değil, aynı zamanda körfeze 10 ayrı balık çiftliğini dahil eden bir çevre düzeni planı mevcut. Dediğim gibi son kalan bakir ve temiz körfezlerden birini daha balık çiftliklerine teslim etme planları mevcut.

Danıştay kararı söz konusu orkinos çiftliğini de içeren 1/100.000 ölçekli İzmir Manisa Kütahya Çevre Düzeni Planı ile ilgli yürütmeyi durdurma kararı verdi, ancak hala temyizde devam etmekte.

Sığacık Körfezi’nin bu sektörlerin alanı olmasına izin vermemek gerekiyor, yoksa elimizde kalan son bozulmamış koyları da kaybedeceğiz.

2009 yılında, Sığacık’ta Greenpeace olarak Belediye Başkanı Tunç Soyer’le birlikte bir basın toplantısı düzenledik. Burada bir orkinos çiftliği kurulmaması için destek vermiş ve bu çiftliğin kurulmasının yaratacağı sonuçlar üzerinde durmuştuk. Ardından da Rainbow Warrior gemimiz ile körfezi ziyaret edip konuyu gündeme getirdik. Ancak Seferihisar Belediyesi, Greenpeace, ve Seferihisar çevre derneği, Sığacık Körfezi’nin ‘deniz rezervi’ olmasını ve acilen koruma altına alınmasını talep ederken, bu sorumluluğu üstlenmesi gereken Çevre ve Orman Bakanlığı pek çok açıdan deniz kaynaklarını tehdit eden bir projeyi ne yazık ki kabul ediyor.

Bir zamanlar İstanbul Boğazı’ndan da geçen orkinos sürülerinin başına bugünlerde neler geliyor?

Atlantik kuzey mavi yüzgeçli orkinosları, Akdeniz’e giren göçmen balık türleri arasındaki en büyük yırtıcılardandır. 2 metreye varan büyüklükleri, 700 kiloyu aşan ağırlıkları, inanılmaz hızlı hareket kabiliyetleri ile denizlerin kralı olarak bilinirler. Akdeniz’e uzun bir Atlantik geçişinden sonra mayıs-haziran aylarında yumurtlamak için gelen mavi yüzgeçli orkinoslar, batıdan doğuya ve sonra tersini izleyen bir göç haritası izlerler. Bu dönem içinde beslenmek için kovaladıkları balık sürülerinin açık denizden kıyıya kaçması kıyı balıkçıları için geleneksel bir avlanma dönemi oluşturur. İşte bu nedenle bu balığa ‘denizin çobanı’ denmesi boşuna değildir.
Ancak bu devasa balığın Japon suşi pazarı uğruna yıllardır aşırı avlanması, özellikle de orkinos çiftliklerinin sayılarının hızla artması ile yasadışı avcılığın da kontrol edilemez hale gelmesi sonucu bugün artık bu orkinos türü, soyu tehlike altındaki türler arasına girdi.
Bir türün bu kadar açgözlü bir şekilde avlanılması yeterince çılgınlık değilmiş gibi, yumurtlama zamanlarında ve tam da yumurtlama alanlarında avlanılması eskiden İstanbul Boğazı’nda bile görülebilen bu türün Akdeniz’den tamamen silinmesine neden olmak üzere. Ne yazık ki artık bu balık göç zamnaında Akdeniz’den Ege denizine bile gelemeden avlanmaktadır.

Akdeniz, besin zincirinin en üstündeki bu yırtıcı göçmen balığı kaybederse ekolojik açıdan ciddi bir darbe yiyecek. Bu nedenle acilen yumurtlama alanlarının korumaya alınması ve avcılığın, stoklar kendini toparlayana dek durdurulması tek çare olarak görülüyor.

Nereye gitti bu orkinoslar?

Orkinosların en önemli yumurtlama alanlarından birisi Akdeniz’dir. Antik Roma döneminde bile, orkinos balıkçılığı ve tuzlanması, imparatorluğun en istikrarlı endüstrilerindendi. Orkinos stoklarının yüzde 80’inin çoktan avlanmış durumda olduğu tahmin edilmekte ve bilimadamları, avcılık hemen durdurulmazsa bu canlı türünün tamamen yokolabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Burada hemen bir not düşelim, bir diğer önemli üreme alanı olan Meksika Körfezi de BP petrol felaketi ile tehdit altında…

Orkinos balığı (Thunnus thynnus), Akdeniz’deki en değerli balıklardandır. 700 kilograma kadar çıkabilen ağırlıkları ve bir yarış atının koşma hızından daha hızlı yüzebilme yetenekleriyle orkinoslar denizlerin kralıdır. Orkinos balığını tehdit eden unsurlar, aşırı avlanma ve orkinos çiftlikleridir.

Hakkında SuperMuzo

Merhaba Sevgili Yaban Dostlarım Web Siteme Eklenmesini istediğiniz Haberleri ve Konuları yabanclub@yahoo.com veya Değerli Arkadaşım ve Website Kurucusu WebmasterMeMo mastermemo@gmx.de Adresine Mail atabilirsiniz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Balık Tutmak İsteyenler Bu Uyarılara Dikkat

Balık avı yapmak isteyen vatandaşların başarılı olmaları için alacakları olta ve kancaların ...