Balıkcılık

İstanbul’un Şile bezinden sonra ikinci coğrafi işaret başvurusu lüfer için yapıldı

İstanbul’da Şile bezinden sonra başvurusu yapılan 2’nci coğrafi işaret ürünü lüfer oldu. Boğaz lüferi için hazırlanan ‘Coğrafi İşaret’ başvuru dosyası bakanlığa gönderildi. Coğrafi işaret, tüketiciler için ürünün kaynağını, karakteristik özelliklerini ve ürünün söz konusu karakteristik özellikleri ile coğrafi alan arasındaki bağlantıyı gösteren ve garanti eden kalite simgesi olarak biliniyor. TÜRKPATENT, TOBB ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın destek ve katılımıyla 2’nci İstanbul Coğrafi İşaret Zirvesi düzenlendi. Güneşli’deki Gastronometro’da düzenlenen zirveye Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Prof. Dr. Kemal Varın Numanoğlu, İtalya’nın Türkiye Büyükelçisi Massimo Gaiani, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, TOBB ve İTO yetkilileri katıldı.

Coğrafi İşaretler, Uluslararası ve Yerel Uygulamalar’ın ele alındığı zirvede patent başvuruları ve bunun sağladığı yararlar öne çıkarılırken, İstanbul’un bu konuda oldukça geride kaldığı vurgulandı. Zirvede ‘İstanbul’un Coğrafi İşaretleri’ konulu bölümünü yöneten İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, giderek azalan Boğaz lüferini ticari kaygıların ötesinde coğrafi işaret zirvesine neden taşıdıklarını anlattı. Prof. Dr. Öztürk, İstanbul’un 1-2 yıl önce coğrafi işaret alan tek ürününün Şile bezi olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: “Artık bunun yanında deniz ürünü olarak da lüfer olacak. Genetik analizler yaptık. Lüferin Akdeniz, Karadeniz, Boğaz’da, Marmara’da yaşayanları farklı popülasyona sahip.

Coğrafik işarette biz de farklılığı arıyoruz. Boğaz lüferi Marmara Denizi’nden, farklı popülasyona sahip ve genetik olarak birbirlerinden farklı. O zaman bu balığın üzerinde durmalı. Asi balık olarak bilinen lüferin bir de göçmen tarafı var. Mayıs ayında çıkar, Karadeniz’e geçer, Eylül-Ekim ayında döner. Lüfer için geç uyandık. Büyük bir kampanya başlatmamız lazım. İstanbul, bir özelliğini, kültürünü kaybediyor. Bu konuda bir şeyler yapmamız lazım. İstanbul; ‘İçinden okyanus geçen’ bir şehir. 100 sene önce Cebelitarık Boğazı’ndan başlayan bir alt akıntı, 100 yıl sonra burada. Bu akıntı buradan Karadeniz’e hayat veriyor. Bu balık, bu nedenledir ki bu tuzlulukta bu oksijen seviyesinde yaşıyor. Ama lüfer zor durumda. Onun için bir şey yapmamız gerekiyor.”

Prof. Dr. Bayram Öztürk, lüferin boyu değiştikçe, ‘Defne yaprağı’, ‘çinekop’, ‘sarı kanat’, ‘lüfer’, ‘kofana’ ve artık hiç görülmeyen ‘sırtı kapkara’ isimlerini aldığını hatırlatırken, “Lüferin korunması ve bunun için coğrafi işaretler içerisine alınması gerekir. Elbette bu lüferin bütün sorunlarını çözmeyecek. Lüferin devamlılığı için başka şeyler de yapmak gerek. Suyun kirlenmemesi, habibatın ve Marmara Denizi, İstanbul Boğazı’nın korunması lazım. Yaşam alanlarındaki, İstanbul Boğazı’ndaki gürültü denizdeki canlılar için akustik travmaya neden oluyor. Bu konuda son 10 yılda çalışmaya başladık. Coğrafi işaretlerin bize birçok faydası var. Kaçak avcılık, Marmara ve Boğazların kirletilmesinin önlenmesi paydaşların eğitilmesi genetik araştırmalar farkındalık ve pazarda denetim gerekli” diye ekledi.

SuperMuzo

Merhaba Sevgili Yaban Dostlarım Web Siteme Eklenmesini istediğiniz Haberleri ve Konuları yabanclub@yahoo.com veya Değerli Arkadaşım ve Website Kurucusu WebmasterMeMo mastermemo@gmx.de Adresine Mail atabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu